Finansal Katılım

24 Mart 2024, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Finansal Katılım, Dünya Bankası tarafından, bireylerin ve işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayacak yararlı ve uygun fiyatlı finansal ürün ve hizmetlere erişimlerini sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Bu hizmetler tasarruf, kredi, ödeme, bankacılık işlemleri ve sigorta işlemleri olarak özetlenebilir. Finansal katılımın hem istikrarlı bir finansal sistem için hem de katılımcı bir büyüme için önemli olduğu düşünülmektedir

Finansal katılımı ölçmek için bakılabilecek verilerden biri bir ülkede banka içi ve dışı kalan kişilerin oranını incelemektir. Finansal katılım dışındaki kişiler, herhangi bir banka hesabı olmayan, mobil veya başka bir finansal kuruluş aracılığıyla işlem yapmayan kişiler olarak nitelendirilebilirler. Aşağıdaki grafik, 2021 ve 2011 yılları için 15 yaş üstündeki nüfusun banka hesabı olanların oranını göstermektedir. Bu verilere göre, 2021’de Türkiye’de bireylerin %74’ü banka hesabına sahiptir. Yani %26 oranında banka hesabı olmayan bir kesim vardır. Finansal katılım, 2011 yılına göre %16 artış göstermiş olsa da dünya sıralamasında oldukça düşük bir yer almaktadır (Veri).

Türkiye’de kadınların finansal katılım oranı 2011-2021 arasında %33’ten %63’e artmış olmasına rağmen, erkeklerle kadınlar arasında hala önemli farklar gözlenmektedir. 2021 yılında erkeklerde finansal katılım oranı %85’tir.

Dijital bankacılık ve internet üzerinden alışveriş konularında zaman içinde önemli artışlar olmuş olmasına rağmen, dünya sıralamasında Türkiye’nin yeri oldukça düşük görülmektedir. Örneğin, internetten para gönderme konusunda Türkiye, 52 ülke arasında 29. sırada yer almaktadır.

Dünya Bankası raporuna göre, 2011 ve 2017 yılları arasında dünya genelinde 1.2 milyar kişi finansal işlemleri yapabilecekleri bir araca sahip olmuştur.

İşgücü Tablosu

22 Şubat 2024, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

İşgücündeki değişiklikleri anlamak için verilere birkaç yönden bakmak faydalı olabilir. Örneğin, aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi, işsizlik oranı 2019’dan beri düşerken buna zamana bağlı eksik istihdam oranını eklediğimizde karşımıza farklı bir tablo çıkıyor. Bu kişiler, “esas işinde ve diğer işinde/işlerinde fiilen 40 saatten daha az süre çalışmış olup, daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu takdirde daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişilerdir.” 2023’ün 4. çeyreğinde işsizlik oranı %8.8 iken, eksik istihdam oranını eklediğimizde %15’e ulaşmıştır.

İş gücü piyasasında bakılması gereken başka bir kategori de potansiyel işgücü tanımıdır. Potansiyel işgücü “Referans haftasında ne istihdamda ne de işsiz olan çalışma çağındaki kişilerden; iş arayan fakat kısa süre içerisinde işbaşı yapabilecek durumda olmayanlarla, iş aramadığı halde çalışma isteği olan ve kısa süre içerisinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişilerdir.”

Bu kategoriyi de eklediğimizde karşımıza çıkan tablo aşağıdadır: 2023 son çeyrekte atıl işgücü oranı, yani çalışabilecek durumda olup çalışmayanların oranı %22.9’dur.

Aynı zamanda işgücüne katılma ve istihdam oranlarında pandemi sonrası normalleşmeye dönüldüğü hatta bu oranların 2018 öncesi seviyelere ulaşıldığı görünmektedir. Bir önceki grafikte gösterdiğimiz geniş kapsamlı işsizlik oranları artarken istihdam oranlarının da artıyor olması bir çelişki gibi gözükse de aslında bu iki istatistik zaman içinde artan nüfusun önemli bir oranının iş gücüne katılmadığını işaret etmektedir. 

İstihdamın sektörler arasındaki değişimi de ilginç bir tablo sergilemektedir. Aşağıdaki grafikte 2018 yılını baz alarak değişik sektörlerdeki istihdam değişimini sergiliyoruz. 

İnşaat sektöründe 2018’den 2020’ye yaklaşık %40’e düşen istihdam, 2023’te halen 2018 seviyesinin altında seyretmektedir. Detayına bakacak olursak 2018 yılında 2 milyon 167 bin olan inşaat sektöründeki istihdam, 2020 yılında 1 milyon 328 bine kadar gerilemiş. 2023 son çeyrekte ise 2 milyon 48 bin olarak gerçekleşmiştir.  Sanayi ve Hizmet sektörlerinde ise 2023 son çeyreğindeki istihdam 2018 seviyesinin yaklaşık %20 üstüne çıkmış bulunmaktadır. 

Konut Satışları 

28 Ocak 2024, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

2023’de Türkiye genelinde konut satışları 2015’den beri en düşük seviyeye gelmiş bulunmaktadır. 2020-2022 döneminde yılda bir milyon beş yüz bin civarında satış gerçekleşirken, 2023’de bu sayı 1 225 966 olmuştur. 

İstanbul, Ankara ve İzmir’de konut satışları 2022 yılına göre sırasıyla yıllık %23, %9 ve  %21 düşüş göstermiştir.

Elbette konut satışlarındaki düşüşün altında birçok sebep vardır. Bunlardan birisi konut kredileri ve faizleri olabilir. Aşağıdaki grafikte son yıllarda konut, ihtiyaç ve ticari kredi faizleri ile TCMB fonlama maliyetini sergiliyoruz. Kredi politikasının konut satışlarında etkili olduğu kesin olmakla birlikte son yıllarda ipotekli satışların toplam konut satışları içindeki payı da düşmüştür. 2013 yılında %39.7 olan ipotekli konut satış oranı 2023 yılında %14.5’e kadar gerilemiştir. 

Konut talebindeki değişikliklerin konut fiyatlarına yansımasını da aşağıdaki grafikten görebiliriz. Özellikle 2022 yılında enflasyon %72 iken Türkiye genelinde konut fiyatları %167 artmış bulunmaktadır. Tüketici fiyatlarındaki enflasyon ile konut fiyatlarındaki değişim arasındaki fark 2023 yılında azalmıştır.  

Bölgeler Arası Emek Piyasası ve Asgari Ücret 

4 Ocak 2024, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de bölgeler arasında büyük ekonomik farklılıklar vardır. Mesela, 2022’de işsizlik oranı Van bölgesinde %19.2 iken Kastamonu bölgesinde %6.2 olmuştur. İşgücüne katılım oranlarında Tekirdağ bölgesi %58.7 ile başı çekerken Şanlıurfa ve Mardin bölgeleri %45’in altında yer almaktadır. 

Çalışan kişilerin hangi sektörlerde yoğunlaştığı da bölgeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Bursa, Tekirdağ, Kocaeli bölgelerinde istihdamın %35’inden fazlası sanayi sektöründe yer alırken, Ağrı ve Erzurum bölgelerinde bu oran %10’un altındadır. Ağrı ve Erzurum bölgelerindeki istihdamın yaklaşık %40’ı tarım sektöründe yer almaktadır. 

Emek piyasasının çarpıcı verilerinden birisi de ücretli, maaşlı ve yevmiyeli çalışanların toplam iş gücündeki oranıdır. TÜİK istihdam edilenleri işteki durumuna göre 3 gruba ayırmaktadır. Bunlar ücretli, maaşlı ve yevmiyeli; işveren ve kendi hesabına çalışan, ücretsiz aile işçisidir. Ücretli, maaşlı ve yevmiyeli çalışanların toplam istihdam içindeki oranı Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde %80 civarındayken, Kastamonu, Trabzon, Ağrı bölgelerinde %50 seviyesindedir. 

Elbette bölgeler arası farklıkların oluşmasına sebep olan birçok faktör vardır. Bu konuda göz önüne alınması gereken bir faktör de asgari ücret olmalıdır. Türkiye’de 1974’ten beri ulusal düzeyde tek asgari ücret vardır. Bu sistemin birtakım avantajları olabilir. Ama göz önüne alınması gereken bir nokta asgari ücretin bölgesel gelir ile çok uyumsuz bir hale gelmiş olduğudur. Aşağıdaki grafik 2022 yılı için asgari ücretin değişik bölgelerdeki ortalama gelire oranını göstermektedir. 2022 yılı için 2 defa belirlenen asgari ücret ortalama olarak 4876 liradır. Bu asgari ücret 2022 yılında İstanbul’daki ortalama kişi başı gelirin %20 seviyesinde iken, Van bölgesinde %91 seviyesinde olmuştur.  

PISA Test Sonuçları

19 Aralık 2023, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

OECD üç yılda bir birçok ülkede 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen konusunda bilgilerini ölçmek amaçlı PISA testini gerçekleştirmektedir. 2022’de Türkiye’de 196 okuldan 7250 öğrenci PISA araştırmasına katılmıştır (veri).  Bu sınavlarda öğrencilerin elde ettiği sonuçlar gelecek kuşakların ilerideki başarıları açısından çok önemli detaylar içermektedir. Peki 81 ülke arasında Türkiye’deki öğrenciler nasıl bir performans göstermektedir. 

Aşağıdaki grafik PISA sonuçlarının hem zaman içindeki gelişimini hem de OECD ortalaması ile karşılaştırılmasını göstermektedir.  Her üç alanda da Türkiye ortalaması OECD ortalamasının altında seyretmektedir. 2018 ile karşılaştırıldığında Türkiye’de matematik performansında değişiklik olmamış, fen notları artmış, okuma notunda ise düşüş gözlenmiştir.  Bu dönemde OECD ortalaması her üç alanda da düşüş göstermiştir. 

Bu üç kategoride Türkiye’nin diğer ülkeler ile detaylı karşılaştırması aşağıdaki grafiklerde bulunmaktadır.

Birçok araştırmaya göre eğitimin kalitesini ölçerken ortalama sonuçlara bakmaktansa yeterlilik düzeylerine bakmak daha belirleyicidir. PISA temel yeterliliğe sahip olmama kriterini sınavda ikinci düzey altında not alanlar diye tanımlamaktadır. Örneğin matematik alanında ikinci seviyenin üstünde olanlar iki alternatif rotadaki toplam mesafeyi karşılaştırabilen veya fiyatları farklı bir para birimine dönüştürme işlemini yapabilenler olarak düşünülebilir. Bu kriterlere göre Türkiye’deki öğrencilerin %62’si ikinci seviyenin üstünde yer almaktadır. Yani öğrencilerin %38’i bu temel sorulara doğru cevap verememiştir. Bu kategoride, Singapur, Japonya ve Çin’de ikinci seviyenin altında olan öğrenci oranı sırasıyla %8, %12 ve %14 olmuştur. 

PISA testinde yüksek performansı gösteren (beş veya altı puan alanlar) öğrencilerin oranına bakacak olursak matematik alanında Türkiye’de bu %6, OECD ortalaması %9, Japonya ve Kore’de ise %23 civarlarındadır. Aşağıdaki grafik matematik alanında bu iki kriteri özetlemektedir. Burada siyah bölüm yeterlilik düzeyinin altındaki öğrencilerin oranını mavi bölüm ise üst düzeyde performans gösteren öğrencilerin oranını göstermektedir. 

PISA sonuçlarında Türkiye’de kız ve erkek öğrenciler matematik ve fen alanlarında ortalama olarak benzer düzeyde performans gösterirken, okumada kızlar erkeklerden yaklaşık 25 puan daha yüksek başarı sağlamışlardır. 

Kur Korumalı Mevduat 

17 Kasım 2023, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

2021 Kasım ayında hızla artmaya başlayan dolar kuru ve enflasyon ile birlikte Türkiye’de yaşayanların toplam mevduatlarındaki yabancı para oranı da hızlı bir artış göstermeye başlamıştı. Bu oran 2021’in Eylül ayında %45.6 iken Aralık ayında %56.2’e yükselmiş, Ekim 2023’de ise %35.9 seviyesine düşmüştür. 

Yabancı mevduata olan talep artışını dizginlemek amacı ile 21 Aralık 2021 tarihinde Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesabı tüketicilere sunuldu. Bu hesabı açan kişilerin vade sonunda aldığı getiri o dönem için belirlenen faiz getirisi ile olası kur değişikliği oranın kıyaslanması ve yüksek olan orandan getiri alması seklinde düzenlenmişti. Aşağıdaki grafikte KKM mevduatların dolar cinsinden sunmaktayız (veri).  Bir sene içinde yaklaşık 75 milyar dolara çıkan KKM mevduatları, güncel verilere göre 2023 Kasım ayında yaklaşık 100 milyar dolar değerindedir. 

Toplam mevduatlarda yabancı para oranı düşerken KKM oranları artmış olduğu için, 2022-2023 döneminde bu iki mevduat türünün toplam mevduatlardaki oranı %60-70 civarlarında seyretmiştir. 

Aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi TL mevduat faizleri halen enflasyon oranının oldukça altında seyretmektedir. Örneğin Ekim 2023’de 1 aylık mevduat faizi %34.1, enflasyon %61.3 olduğuna göre expost reel faiz eksi %27.2 olmuştur. Bu durumda, yabancı para mevduatlarına ya da KKM’ye olan talebin düşmesi kolay değildir. 

Yabancılara Konut Satışı

13 Ekim 2023, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Türkiye’de yıllık konut satışı 2013’ten beri ortalama yaklaşık 1.3 milyondur. 2023 istatistiklerini de yansıtabilmek amacı ile, aşağıdaki grafikte her yılın ilk 9 ayındaki konut satış istatistiklerini göstermekteyiz. Bu dönemde en yüksek sayıda satış 1 milyon 116 bin ile 2020 yılında gerçekleşirken, 2023’te 900 bin konut satılmıştır. 

Bu satışların illere göre dağılımına baktığımızda, örneğin 2023’de konut satışlarının %16’sının İstanbul’da, %9.7’sinin Ankara’da, %5.3’ünün Antalya’da, ve %5.3’ünün İzmir’de olduğunu görüyoruz. 

Bu veriler kapsamında yabancıların aldığı konut sayısına bakacak olursak 2022 yılının ilk 9 ayında 49.6 bin satış gerçekleşmiştir. 2023 yılında aynı dönemde ise yabancıların aldığı konut sayısı 28 bin olmuştur.

Aşağıdaki grafikte yabancılara yapılan konut satışlarının toplam konut satışları içindeki yüzdesini görmekteyiz. 2018 yılından sonraki artış dikkat çekmekle beraber 2022 ve 2023 yılında toplam konut satışlarının %4.7’si ve %3.1’i yabancılara yapılmıştır. 

2023’te yabancıların en çok konut aldığı illerimiz 8965 konut ile İstanbul ve 10372 konut ile Antalya olmuştur.

Türkiye’de en fazla konut satın alan yabancılar Rusya, İran, Irak ve Almanya vatandaşlarıdır. Mesela 2023’de yabancılara satılan konutların %30.7’si Ruslar, %12.7’si İranlılar tarafından alınmıştır. 

Konut fiyatlarının bölgeler bazında gösterdiği değişikliği incelediğimizde, bu dönemde bütün bölgelerde konut fiyat artışının enflasyonun üzerinde seyrettiğini görüyoruz. En hızlı fiyat artışı ise Antalya (Antalya-Burdur-Isparta) bölgesinde gözlenmektedir. 2018’in ilk ayından beri tüketici fiyat endeksi yaklaşık 5 kat, Türkiye genelinde konut fiyatları 10 kat artarken Antalya’da fiyatlar 15 kat artmıştır. 

Emek Piyasası

11 Ekim 2023, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Türkiye’nin enflasyon ile mücadele ettiği bu dönemde işgücü piyasasından haberler nispeten pozitif bir yönde gelişmektedir. Çalışmaya elverişli nüfusun ne kadarının çalıştığını gösteren istihdam oranı temmuz ayında kadınlar için %31.5 ile 2012’den beri en yüksek düzeyine ulaşırken, erkeklerde %65.7 ile 2018 öncesi seviyelerine geri gelmiştir. 

Çalışan ya da iş arayan kişileri içeren işgücüne katılım oranında, kadınların %36.1 ile 2012’den beri en yüksek seviyeye geldiklerini, erkeklerde ise halen 2018 seviyesine ulaşılmadığını görüyoruz. 

İş arayanların sayısının işgücüne bölünmesi ile elde edilen işsizlik oranında da kadınlar, erkekler ve gençler için işsizlik oranı 2018 öncesi seviyelerine düşmüş bulunmaktadır. 

İstihdamdaki değişikliklerin sektörlere dağılımına baktığımız zaman sanayi ve hizmet sektörlerinin istihdam artışında başı çektiğini, inşaat ve tarım sektörlerinde ise istihdamın halen 2017’nin dördüncü çeyrek seviyesinden düşük olduğunu görüyoruz. 

Yine Enflasyon

22 Eylül 2023, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Ağustos ayı yıllık enflasyon oranı %58.9 olarak gerçekleşmiştir. Enflasyonun kategorilerine bakacak olursak lokanta-otel %89.3 ve sağlık %77.5 ile yıllık bazda en fazla fiyat artışı yaşanan kategorilerdir. Yıllık enflasyonun en düşük olduğu iki kategori ise giyim (%31) ve konut (%24.9) olmuştur.

Enflasyonun yıl içindeki seyrine bakacak olursak, haziran ayında yıllık %38’e gerileyen enflasyon temmuz ve ağustos aylarında ciddi bir yükselişe geçmiş;  temmuz ve ağustosta aylık enflasyon %9.4 ve %9 olarak gerçekleşmiş bunun sonucunda ağustos ayında yıllık enflasyon %58.9’e yükselmiştir. Bu artış enerji ve gıda fiyatlarından arındırılmış enflasyon endeksinde de gözlenmektedir. 

Hizmet ve mal enflasyonunu karşılaştırdığımızda ise karşımıza farklı bir tablo çıkmaktadır. Mal enflasyonunun baz etkisinin de katkısıyla 2023 Haziran’a kadar düşüş trendinde olduğu görülürken hizmet enflasyonunda böyle bir düşüş gözlenmemektedir. 

Bu süreçte Merkez Bankası fonlama maliyetinde de artışlar yaşanmıştır, uygulanan politikaların etkisiyle ihtiyaç kredisi faizi eylül ayında %57’e ulaşmış, 3 aylık mevduat faizi ise %40 ile enflasyon oranının altında kalmaya devam etmiştir. 

Bölgeler Arası Daha İyi Yaşam Endeksi

26 Ağustos 2023, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Bir önceki yazımızda OECD’nin yayımladığı, ülkelerin refah seviyesini birçok farklı veri ile ölçmeye çalışan Daha İyi Yaşam Endeksini incelemiştik. Türkiye İstatistik Kurumu bu metotları kullanarak 2015 yılında 81 ilin yaşam standartlarını değerlendirmiştir. Bu endeks OECD’nin yayımladığı endekse benzemekle birlikte 11 temel unsur ve 41 alt unsurdan oluşmaktadır.  Bunların arasında yine insanların yaşadığı evlerin kalitesinden, kişilerin bütçesindeki yüküne, eğitim, çevre, güvenlik, sağlık, siyaset ve sivil yaşama katılma istatistikleri yer almaktadır.

Daha kolay karşılaştırma yapabilmek için iller bazında yayımlanan endeksin nüfus ağırlıklı ortalamasını alarak Türkiye’yi 26 bölgeye ayırıyoruz. Aşağıdaki grafiklerde Türkiye’nin değişik bölgelerinin bu alt kategorilerdeki yerini gösteren bazı örnekler sunuyoruz.

Örneğin hava kirliliği, su kirliliği, orman alanı, gürültü kirliliği ve belediyelerin temizlik hizmetleri alt kategorilerini içeren çevre kategorisinde Ağrı bölgesi en düşük seviyede not alırken Kastamonu bölgesi en iyi performansı göstermektedir. 

Cinayet oranı, trafik kazası oranı, gece tek başına yürürken güvende hissetme ve kamunun güvenlik hizmetlerini içeren güvenlik kategorisinde Karadeniz illeri (Trabzon, Kastamonu, Zonguldak bölgeleri) iyi notlar alırken Ankara, Aydın ve Adana bölgeleri düşük seviyede yer almaktadır. 

İller arasında ciddi farklıklar gösteren başka bir kategori de okul öncesi okullaşma, TEOG-YGS puanı, yüksekokul mezunu oranı ve kamunun eğitim hizmeti ile ölçülen eğitim kategorisidir.  Burada Güneydoğu ve Doğu Anadolu illeri en düşük seviyede yer almaktadır. 

Gelir dışındaki bütün kategorileri eşit ağırlıkla değerlendirdiğimiz daha iyi yaşam endeksi ile kişi başı gelir arasındaki ilişkiye bakacak olursak iki önemli gözlem yapabiliriz. Birincisi, kişi başı gelir arttıkça daha iyi yaşam endeksi artmaktadır ama belirli bir gelir seviyesinden sonra bu ilişki zayıflamıştır. İkincisi ise Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki birçok ilimizin hem kişi başı gelir hem de daha iyi yaşam endeksi açısından en düşük seviyede yer almaları, buna karşın Marmara bölgesinin ise hem kişi başı gelir hem de yaşam standardı açısından diğer bölgelerden üstün olduğudur.