Enflasyon-TÜFE-ÜFE

23 Ekim 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Son yıllarda dünyadaki birçok ülkede enflasyon sorunu yeniden gündeme gelmiş durumdadır. Ayrıca, geçmiş yıllardan farklı olarak  birçok ülkede TÜFE (tüketici fiyat endeksi) ve ÜFE (üretici fiyat endeksi) arasında ciddi farklılıklar oluşmuştur. Bir araştırma konusu olabilecek bu farklılıkların kaynakları arasında dünya tedarik zincirlerindeki değişiklikler yatıyor olabilir. (Veri)

Türkiye verilerinde de TÜFE ve ÜFE arasında büyük farklılıklar devam etmektedir. 

Türkiye’yi dünyadaki birçok ülkeden ayrıştıran en önemli özellik ise enflasyon oranlarının yüksekliğidir.

Ağustos 2022 tarihinde, TÜFE ve ÜFE değerleri Türkiye’de %80 ve %120 civarındayken; grafikteki bütün diğer ülkelerde (Arjantin hariç) TÜFE %20’nin, ÜFE ise %40’ın altında seyretmektedir. 

Gelir Dağılımı

2 Ekim 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Zaman içinde gelir dağılımındaki değişiklikleri ölçmenin birkaç yolu vardır. Bu ölçülerin başında gelen Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımının eşitlik yönünde ilerlediğini; bire yaklaştıkça ise gelir dağılımının bozuluyor olduğunu ifade eder. 

Aşağıdaki grafikten Türkiye’de 2005-2013 arasında gelir dağılımında eşitsizliğin azaldığını, 2013 sonrası ise gelir dağılımında bozulma yaşandığını gözleyebiliriz. (VERİ: TÜIK hanehalkı gelirleri, hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürülmüş halidir. Aşağıdaki grafiklerde eşdeğer hanehalkı gelirlerini baz alan veriler kullanılmıştır.)

2013 sonrası dönemi daha iyi anlamak için, aşağıdaki grafikte 3 şehir için Gini katsayılarını görüntülüyoruz. Bu bilgilere göre Ankara ve İzmir’de gelir dağılımı düzelirken İstanbul’da bozulmuştur. 

Gelir dağılımdaki değişiklikleri anlamanın başka bir yöntemi de en yüksek ve en düşük gelire sahip kesimlerin toplam gelirden aldıkları payları karşılaştırmaktır. Geliri en yüksek %10’luk dilimde olan hanehalkının toplam gelirden aldığı pay 2013’de %30.3 iken 2020 de %31.5’e çıkmıştır. Geliri en düşük %10’luk dilimde olan hanehalkının toplam gelirden aldığı pay ise 2013’de %2,4’den 2020’de %2,3’e düşmüştür.

Gelir dağılımındaki bozulmanın bir yansıması ev sahipliği oranında gözlenebilir. Geliri medyan gelirin %60 altında olan kesimin ev sahiplik oranı özellikle 2013 sonrası ciddi düşüş kaydetmiştir. 

Dünya ülkeleri ile karşılaştıracak olursak, Türkiye’nin gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer aldığını görebiliriz. Son yıllardaki gelişmeler ise eşitsizliğin azalması yönünde seyretmemektedir. 

2022 2. Çeyrek 

1 Eylül 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Son açıklanan verilere göre Türkiye’de GSYH 2022’nin ikinci çeyreğinde %7.6 büyümüştür. Bu veri GSYH’nin TL üstünden, ama enflasyondan arındırılmış reel halidir. Aynı dönemde sanayi üretim endeksi de %10.5 artmış bulunmaktadır. 

Bu reel büyümenin sektörlere dağılımına baktığımızda Perakende-Konaklama ve Ulaştırma sektörünün %4.4, sanayinin %1.7 ve finans-sigortanın %1.5 ile büyümeye öncülük yaptıklarını, inşaat sektörünün ise büyümeye %0.5 negatif katkı yaptığını gözlüyoruz.

Harcamalara göre hesaplanan reel GSYH’ya göre büyümeye en büyük katkı tüketim harcamalarından (%15) ve net ihracattan (%7.5) gelmektedir. 2022’nin birinci çeyreğinde de olduğu gibi yatırım harcamalarının büyümeye katkısı %1.1 gibi düşük bir seviyede devam etmektedir. 

Bu gelişmeleri yanında endişe verici bir istatistik işgücü gelirlerinde gözlenen düşmedir.  Bu istatistik, her ne kadar hesaplanmasında birtakım sorunlar olsa da bir ekonomideki toplam gelirin işgücüne giden payını göstermektedir.  Son yıllarda Türkiye’de gözlenen oran 1999’dan beri görülen en düşük oran olmuştur. 

Aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi, bu oran birçok ülke için zaman içinde dalgalanmalar göstermiş olmakla birlikte bu ülkeler için son yıllardaki değerleri kriz öncesi değerlerinden çok farklı seyretmemektedir. 

Beklentiler, Sanayi Üretimi ve PMI 

18 Ağustos 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Aşağıdaki grafikte tüketicilerin ve reel sektör temsilcilerinin ekonominin mevcut durumunu ve geleceğe yönelik beklentilerini temel alarak ölçülen iki endeksi görmekteyiz. 2021 Eylül ayından sonra iki endekste de aşağı yönlü bir trend gözlenmektedir.  2021 Eylül’de 113.3 olan Reel Sektör Güven Endeksi 2022 Temmuz’da 102.5’e gerilemiştir. Aynı dönemde Tüketici Güven Endeksi ise 79.6’dan 68.5’e gerilemiştir. 

Sanayi üretimi ise 2022 2. çeyrekte %10.5 yıllık artış ile beklentilerin üstünde bir performans göstermiştir. 

Buna karşılık geleceğe yönelik beklentiler ve tahminler içeren PMI endeksi bize farklı bir tablo çizmektedir.

İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), imalat sanayisindeki performansı özetleyen bir göstergedir. Birçok ülkede yüksek düzey yöneticilere yönelik, yeni siparişler, fabrika çıkışları, istihdam, tedarikçilerin teslim süresi gibi bilgilerin sorulduğu anketler ile düzenlenen bu gösterge, ekonominin gidişatını gösterebileceği düşüncesiyle dikkatle izlenmektedir. 

Manşet gösterge 50 değerinin üstünde olduğu zaman sektörlerdeki gidişatın bir önceki aya göre olumlu olduğunu ifade etmektedir. 

Türkiye’de PMI endeksi mart ayından beri 50’nin altında değer almaktadır ve temmuzda değeri 46.9 olmuştur. Özellik aşağıdaki grafikte görüleceği üzere Türkiye’deki PMI performansı bu dönemde birçok ülkenin altında seyretmiştir. 

Borsa-Dolar-Enflasyon

Blog #50

10 Temmuz 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Haziran 2022’de yıllık tüketici fiyatları (TÜFE) %78, üretici fiyatları (ÜFE) %138 artmış, enflasyon ulaşımda %123, gıda ve içecekte %94 seviyelerine ulaşmıştır. 

Son aylarda konut ve taşıt kredi faizleri fazla değişmezken, ihtiyaç ve ticari kredi faizlerinde artışlar kaydedilmiştir. Mesela 2022’nin Temmuz ayında konut faizleri %18.6 iken ticari kredi faizi %29.6’ya ulaşmıştır.

Dünya borsalarının 2018’den beri olan performansına bakacak olursak Amerikan borsa endeksi S&P 500 covid sonrasında yüksek bir artış yaşamış; 2022 sonrasında ise düşüş yaşanmıştır. Avrupa borsalarında ise yatay bir seyir vardır. Türkiye’de 2021 sonbaharında BIST 100’de bir sıçrama yaşanmış ve 2022’de devam etmiştir.  Burada dikkat edilmesi gerek konu bu endekslerin nominal ve ülkelerin kendi döviz kurları üzerinden hesaplanıyor olmasıdır.

Türkiye özelinde baktığımızda 2018’den beri mevduat hesaplarının bile BIST’in üstünde bir getiri sağladığını ama her ikisinin de enflasyonun çok altında seyrettiğini görüyoruz. Buna karşılık, özellikle 2021’den beri BIST Sınai indeksinin performansı enflasyonun üstünde seyretmektedir. Dolar son 5 yıllık periyotta en karlı yatırım aracı olurken son dönemde konut fiyatlarındaki artış dikkat çekicidir.  

Borç Stoku

27 Haziran 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

2022 Mayıs ayında Merkezi Yönetimin borç stoku 3 trilyon 363 milyar olmuştur. Bunun 1 trilyon kadarı TL cinsinden 2 trilyon 276 milyarı da döviz cinsindendir.  GSYH ile olan oranına bakacak olursak 2022 1. çeyrekte %37.4 seviyesindedir. 

Borç stokunun GSYH’ya oranı başka ülkeler ile karşılaştırdığımızda çok fazla gözükmemektedir (veri).

Borç stokundaki gelişmeyi belirleyen formül şudur:

Bu denklemde g cari GSYH’nin değişim oranıdır. Buradan görülebileceği gibi borç stokunun GSYH’ya olan oranının düşmesi için gereken iki unsur bütçenin fazla vermesi ya da cari GSYH’nın büyümesidir. Önemli bir detay büyüme oranının cari GSYH için olmasıdır. Yani yüksek enflasyon devlet borç stokunun düşmesine sebep olmaktadır. Bunun bir sebebi daha önceki devlet borçlarının reel olarak erimeye başlaması olarak düşünülebilir.

Türkiye’deki borç stokunun başka bir özelliği de büyük bir kısmının döviz cinsinden olmasıdır. Aşağıdaki denklem döviz bazında olan borç stokunun TL değerini de içermektedir. Burada d döviz kurundaki değişimdir. Dolayısı ile döviz kurunun artmasının (TL’nin değerinin düşmesinin), borç stokuna olumsuz bir etkisi vardır. 

Bilindiği gibi, dolar döviz kurunun son yıllardaki gelişimi 2013-2018 yılları arasındaki trendinin çok üstünde seyretmektedir. 

Döviz kurundaki ve enflasyondaki gelişmelerin kamu borcunu nasıl etkilediğini bazı varsayımlar altında aşağıdaki grafikte görebiliriz.

 İlk olarak mavi çizgi dolar kuru yukarıdaki trendi izleseydi (yani dolar 2022’de 10-11 TL civarında kalsaydı) borç stokunun olacağı seviyeyi göstermektedir. Bu tahminde 2021 4. çeyrek ve 2022 1. çeyrekte gerçekleşen cari GSYH’yı  veri olarak almaktayız (%51 ve %79). Yani büyüme aynı şekilde gerçekleşseydi ama dolar seviyesi trend ‘de kalsaydı borç stoku %28.9 olacaktı.

İkinci bir varsayımda (kırmızı çizgide) dolar kuru trendi izlerken, 2021 4. çeyrek ve 2022 1. çeyrekte cari GSYH daha az büyümüş olaydı (%30 ve %29) ne olurdu sorusunun cevabına baktık. Bu varsayım altında Borç Stoku 2022 1. çeyrekte %32.9 seviyesinde kalmaktadır. Yani daha düşük bir cari büyümeye rağmen, doların düşük kalması borç stokunu çok daha düşük tutabilecekti.  Son tahminde ise 2022 1. çeyrekte dolar kuru 14.5 değil de 20 seviyesine çıksaydı ne olurdu sorusunun cevabını gösteriyoruz. Bu varsayım altında borç stoku %46.6 seviyesine ulaşıyor.

Mayıs ayı itibariyle döviz cinsinden borç stoku toplam borç stokunun %67.6’sına eşittir, bu durum dolar kurundaki değişimin kamu maliyesine etkisini arttırmaktır.

2022 1.Çeyrek İstihdam

13 Haziran 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

2022’nin 1. çeyreğinde işgücüne katılma oranı kadınlarda %34.1, erkeklerde %71.3 seviyesine ulaşmıştır. Aynı dönemde erkeklerde istihdam oranı %63.9, kadınlarda %29.5 olmuştur. Bu gelişmeler ile kadın istihdam oranı 2018’deki seviyelerine geri gelmiş olmakla birlikte, erkek istihdam oranı halen 2018 değerinin altında seyretmektedir. 

Değişik sektörlerdeki mevsim etkisinden arındırılmış istihdam değişimine baktığımızda 2022 1. çeyrekte en yüksek yıllık büyümenin hizmet (%10.8) ve sanayi sektörlerinde (%10.1) olduğunu görüyoruz. Bu sektörlerde istihdam 2018 öncesi seviyenin üstüne çıkmış bulunurken; inşaat ve tarım sektörlerinde istihdam 2018 öncesinin altındadır.

İstihdam oranlarındaki gelişmelerin ülkeler arasında farklı seyrettiğini de aşağıdaki grafikten görebiliriz. Örneğin ABD’de hem kadın hem erkek istihdam oranları Covid öncesi seviyesine yaklaşırken, Güney Kore’de istihdam oranları Covid öncesi dönemin üstüne çıkmış bulunmaktadır. 

Şili’de hem erkek hem kadın istihdam oranları, İngiltere’de ise erkek istihdam oranı Covid öncesi dönemin altında seyretmektedir. 

2022 1. Çeyrek

4 Haziran 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Son açıklanan verilere göre Türkiye’de GSYH 2022’nin ilk çeyreğinde %7,3 büyümüştür. Bu veri GSYH’nin TL üstünden, ama enflasyondan arındırılmış reel halidir. Benzer şekilde, sanayi üretim endeksi de bu dönemde %10.2 artmış bulunmaktadır. Reel GSYH hesaplanması için gereken önemli verilerden birisi enflasyon verisidir. Bu verilerde herhangi bir yanlışlık olması halinde elde edilen büyüme sayıları da tam geçerli olmayabilir. GSYH’nın dolar bazında büyümesine bakacak olursak, aynı dönemde GSYH’nin %5 daraldığını gözlüyoruz. Tabi bunun önemli bir sebebi bu dönemde TL’nin Dolar’a karşı yıllık %88 değer kaybetmiş olmasıdır.

Bu reel büyümenin sektörlere dağılımına baktığımızda Perakende-Konaklama ve Ulaştırma sektörünün %3.3, sanayinin %1.6 ile büyümeye öncülük yaptıklarını, inşaat sektöründe ise %0.4 daralma olduğunu gözlüyoruz. 

Harcamalara göre hesaplanan reel GSYH’ya göre büyümeye en büyük katkı tüketim harcamalarından (%11.6) ve net ihracattan (%3.4) gelmektedir. Stoklarda ise %8.1 daralma görülmüştür. 

Net ihracatın büyümeye pozitif etkisine rağmen Türkiye ekonomisi cari açık vermeye devam etmektedir. Bu dönemde cari fiyatlarla hesaplanan net ihracatın cari GSYH’ya oranı -%8 olmuştur. Aynı zamanda reel net ihracatın reel GSYH’ya oranı  %6’dır. Aradaki fark daha önce de bahsettiğimiz enflasyondan arındırmak için kullanılan fiyat endekslerinden gelmektedir. 

Dolar cinsinden dış ticaret istatistiklerine daha yakından bakacak olursak, ihracatta üç kategoride pozitif büyüme görülmüştür. Özellikle hammadde ihracatında yıllık büyüme %29’dur. İthalatta ise hammadde ithalatında %56 artmış gözükmektedir. Diğer ithalat kategorilerinde yıllık değişim yatırımda %1.2 ve tüketimde -%2.8’dir.

Nisan 2022-Enflasyon

7 Mayıs 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Nisan ayında TÜİK tarafından yayımlanan bilgilere göre yıllık enflasyon %70 seviyesine ulaşmıştır. Bu genel enflasyon bilgisinin arkasındaki değişik kategorilerin fiyat artışları aşağıdaki grafikte sergilenmektedir. Enflasyonda başı çeken kategoriler %106 ile ulaşım, %89 ile gıda-içecek olmuştur.

Ayrıca bölgeler arasında ciddi boyutlarda enflasyon farklılıkları gözlenmektedir. Örneğin, Kastamonu-Çankırı-Sinop bölgesinde enflasyon %80.4 olurken İstanbul’daki enflasyon %63.4 değerindedir.

Ortalama konut fiyatlarında ise 2022 Şubat ayında yıllık %96 artış görüyoruz. Bu artışın da bölgelere dağılımı ciddi farklılıklar sergilemektedir.  Mesela Aydın-Denizli-Muğla bölgesinde konut fiyatlari %117, İstanbul’da %106,  Ağrı-Kars şehirlerini içeren bölgede ise yıllık konut fiyatı artışı %57 seviyesindedir. 

TÜFE’nin alt kategorisi olan Gerçek Kira’da yaşanan enflasyona baktığımızda konut fiyatlarındaki artışların henüz kiralara yansımadığını aşağıdaki grafikten görebiliriz. 2022 şubat ayında konut fiyatları %96 artarken TÜFE’de kiralar  %15.4 artmış bulunmaktadır (2022 Nisan ayında kiralar yıllık %18 artmıştır). Bu konuda önemli bir ayrıntı bu verideki kiraların çoğunluğunun eskiden yapılmış kira kontratlarına tabi olmasıdır. 

Güncel kira artışlarını takip edebileceğimiz bir kaynak BETAM’ın sahibinden.com verilerinden faydalanarak yayımladığı kiralık konut piyasası raporlarıdır. Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere 2022 Şubat ayı için kira artışı BETAM raporuna göre %84.2’dir ve bu değer konut fiyatı artışına görece daha yakın bir değerdir. Güncel kira artışları zaman içinde TÜFE’nin alt kategorisi olan Gerçek Kira kategorisine yansıyacak olup ilerideki enflasyon hesaplarında daha önemli bir yer tutacaktır.

Asgari Ücret

15 Nisan 2022, Ayse Ökten ve Samed Küçükikiz

Hazine ve Maliye Bakanlığının yayımladığı verileri kullanarak son yıllarda asgari ücrete ne olduğuna bakıyoruz. Aşağıdaki grafikte 2011 yılından beri brüt ve net asgari ücretleri sergiliyoruz. İki seri arasındaki fark SSK, işsizlik primleri ve birtakım vergilerdir. Bu bilgilere göre, mesela 2021-2022 yılları arasında net asgari ücret 2825 TL’den 4253 TL’ye çıkartılmış, yani %50 artış kaydetmiştir.

Tabi gerçek gelirin ne olduğunu anlamak için bu asgari ücret verilerinin enflasyondan arındırılması gerekir. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi, 2018 yılından beri Türkiye’de yüksek enflasyon gözlenmeye başlanmıştır. Mesela 2022 Mart ayında yıllık enflasyon genel endekste %61.1;  gıda ve alkolsüz içecekler kategorisinde %70.3 değerini görmüştür.

Aşağıdaki grafikte 2011 ocak ayını baz alarak ve TÜFE’nin bu iki endeksini kullanarak reel net asgari ücretin zaman içindeki gelişimini sergiliyoruz. Buradan 2018 ve 2021 yıllarında asgari ücretin yıl içinde ciddi biçimde eridiğini gözlemleyebiliriz. Mesela gıda endeksiyle baz alınan asgari ücret 2018’in Ocak ayı ile Aralık ayı arasında %18 azalmıştır. 2021’de ise yıl içinde reel asgari ücret %28’lik bir düşüş kaydetmiştir.  Aynı rakamlar benzer bir şekilde genel TÜFE endeksi baz alınan asgari ücrette 2018 yılında %16 ve 2021 yılında %25 daralma ifade etmektedir.  

Hatta TÜFE-Gıda endeksi ile verilen reel asgari ücretin 2022’deki değerinin 2018 değerinden çok farklı olmadığını, asgari ücret ile geçimini sağlayan kişilerin 2018’den beri reel gelirlerinde hemen hemen hiçbir ilerleme gözlenmediğini söyleyebiliriz.